Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
BLOG

Altın Almış Başını Giderken: Ele Güne Karşı Başınızı Öne Eğdirmeyecek Alternatif Düğün Takıları...

-> Dış mihraklardan beklenen itiraf geldi: ''Cumhurbaşkanınıza faiz-enflasyon ilişkisini bilerek biz yanlış öğrettik...''
-> Yurda buzdolabı içinde kaçak yollardan girmeye çalışan 5 Afganlının ilk ifadelerinin alınabilmesi için çözülmeleri bekleniyor...
-> Negatif büyümenin mümkün olduğunu aylar önce öğrenen Türkiye, Erdoğan'ın bahsettiği tırmanışın da aşağı doğru olmasını yadırgamıyor...
-> Erdoğan: ''2002 yılına mukayesen buzdolabı kapaklarına takılan mıknatıslı objelerin sayısındaki başdöndürücü artışın ekonomik yükselişimizin asıl göstergesi olduğunu da unutmamak, unutturmamak gerekir...''
-> Berat Albayrak'tan gündeme dair açıklamalar: ''Günlük hasta sayımız...''
FOTOHABER

Görevden uzaklaştırmanın iyi bir şey olduğunu zanneden Rektör Bağ’ın eşine de uzaklaştırma kadrosu açtığı öğrenildi...

Bir buzdolabıdır gidiyor...

DERGİ
SPOR

Siyaset ve Ekonomi Gündeminden Bunalan Mert Yuvar(32), Tamamen Siyasete Batmış ve Takımları İflas Etmiş Süper Lig'in Başlamasını Sabırsızlıkla Bekliyor...

Ülkedeki siyasi ve ekonomi gündemin bunaltıcılığından bu yıl da futbola kaçarak kurtulmayı planlayan Mert Yuvar(32), en az Türkiye'nin geri kalanı kadar siyasi ve ekonomik çöküntü içindeki Süper Lig'in başlamasını sabırsızlıkla bekliyor.  devamı...
VİDEOHABER

Bayram nedeniyle boşalan İstanbul'un tadını yine Taliban militanları çıkardı...

HALKIN SESİ

Çocuğu olmayan, bekar SGK çalışanının ''Çocuğunu FETÖ okuluna yolladığı'' gerekçesiyle ihraç edildiği ortaya çıktı...

"Olmayan çocuğunu FETÖ okuluna gönderen adam olan çocuğuna neler yaptırmaz. Tehlikeyi önceden sezen yetkililerimizi kutluyorum..."
KİTAP

Yaz Dizilerine Düşmenin Eşiğinde Olanlar İçin: Klişelerden Arınmış Vizyonlu Aşk Romanları...

SİNEMA

Yine Her Şeyi Birbirine Karıştırdınız Di mi? Dark Dizisinin İlk 2 Sezon Analizi, Hatırlatmaları ve 3. Sezon Teorileri

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Sevgili Koçlar... Ehehe... Yok yok tamam o espriyi yapmıycaz bu bayram... Ehehehe... Tamam ya sakin... Ehehehehe... devam...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

En Az 40 Yıldır Neredeyse Her Evde Olduğu İçin Kanıksanan Buzdolabı, Cumhurbaşkanı Erdoğan Sayesinde Tekrar Hak Ettiği Değeri Görmenin Sevincini Yaşıyor...

Ekonomide yaşanan olumsuz gelişmeler ve TL'nin sert değer kaybı sonrası yükselen eleştirilere Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bir kez daha buzdolabı üzerinden yanıt verilirken, gelişmeler en az 40 yıldır en fakir evde bile bulunması nedeniyle artık kanıksanan cefakar beyaz eşya cephesinde sevinçle karşılandı. devamı...

Araştırma: Gençler Arasında Kariyer Planı Olarak ''Düğün Yapıp Takılan Altınlarla Birlikte Kaçmak'' Giderek Popülerlik Kazanıyor...

Metros Araştırma şirketi tarafından yapılan ''Türkiye'de Gençlik ve Kariyer Hedefleri'' başlıklı araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıktı...devamı...

İç Savaş ve Kıtlık Yüzünden Nüfusu 117 Kişiye Düşen Afrika Ülkesi, Göçmen Alımına Başladı

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: Cehennem (Koşarak cehennemi arayan Tom Hanks, kendini İstanbul'da bulur...)

Bir hafta da öyle filmler gelse ki heyecanımızdan yerimizde duramasak, "Vizyona bak bee, s.ktr edin şimdi spotu filan da yazıya geçelim hadi" diyebilsek!.. Ama işte, ya Hollywood aksiyonu, ya yerli komedi geliyor. Dandirikko bir başka Hollywood aksiyonu da aşağıda bizi bekliyor...

Vizyonun 'hiç yoktan iyidir'i, ehven-i şer filmi, Dan Brown'ın şifre çözdürücü kitap serisinden uyarlanan Cehennem (Inferno). Filmin bir nebze heyecanlandıran noktası, öykünün bir kısmının İstanbul'da geçmesi. Herhalde Dan Brown, kitabın temasına uygun olarak "Dünyanın cehenneme dönmesinin sebebi fazla nüfus mu, nerde çokluk orda bokluk mu?" diye düşünürken serbest çağrışım yaptı. Biz yine heyecanlanmaya çalışalım, ne de olsa memleketimizi gördük...

O zaman 78 yapımı, Levent Kırcalı, Taşı Toprağı Altın Şehir'den bir sahne paylaşıp sadede gelelim:


Öyle 4 ekleye ekleye 20 milyonu geçti sonunda işte...


Cehennem (Inferno) - Dünyanın en ciddi sorunu metrobüse binmeye çalışan insan kalabalığı mı?

Roman yazmadığı zamanlarda Şifre Baba olarak hizmet veren Dan Brown kitabından uyarlanan filmde yönetmenliği yine, müritlerinden Ron Howard üstleniyor. Kendisinin en son Denizin Ortasında filmini izlemiştik, pek sevimli bir Moby Dick uyarlamasıydı...

Son olarak Sully'de kurtarıcı pilot oynayan, idealist-sempatik rollerin adamı Tom Hanks de yine başrol, yine akademisyen maaşı yetmediği için şifre çözme işlerine bulaşmış bir profesör... Serinin geleneklerine uygun olarak yanında koşturmalık güzel kadın rolü için de biri var: Her Şeyin Teorisi'nden hatırladığımız ve çok yakında Rogue One'da göreceğimiz güzellik Felicity Jones:


Fonuna Korkusuz Korkak filminin soundtrack'ini koyup izleyince hiç sırıtmadı. Eheh...

 

Nedir bu Dan Brown uyarlamalarından çektiğimiz?

Daha önce Da Vinci'nin Şifresi'ni, Melekler ve Şeytanlar'ı izleyenler bilir: Genelde Rönesans'a dayanan bir şifre olur ve Tom Hanks o şifreyi koşarak çözmeye çalışır. Tom Hanks'in peşinde koşan kötü birileri olur, o  kötü birilerinin de arkasından koşan kolluk güçleri vardır elbet... Yalnız, nedense, bu grupların hepsi birkaçar kişiden oluşur. Ucunda binlerce-milyonlarca insanın öleceği bir katliam durumu olsa bile, durumun üstesinden birkaç kişinin geleceğine inanılır.

Burada da Profesör Robert Langdon'ı (Tom Hanks) hafızasını kaybetmişken görüyoruz ve macera boyunca aklının başına gelmesini bekliyoruz. Profesör, aynı zamanda, cebinde bulduğu kemik aletteki şifreyi çözmeye çalışıyor. Yalnız, adam ne bulduysa şifresini çözmeye çalışıyor.  400 sene öncesinden gelen bir amblem, dededen kalmış 30 senelik iş çantası, dün metroda bulduğu kredi kartı... Gelgelelim, dünyayı kurtarmak için lazım oluyor bu şifrekeşliği...


-Şifresini doğum tarihi yapmış, salağa bak... Rönesans'ta da varmış bunlardan...


Aksiyon var mı aksiyon?

Ben Foster'ın oynadığı bir zengin delisi milletin kafasına girmiş: Dünyadaki büyük sorunların nüfusun çok fazla olmasından kaynaklandığını söylüyor ve insanlığın bir kısmını temizleyecek bir virüs hazırlayıp yaymaya çalışıyor. Öyle hemen de yaymıyor, olayı karmaşıklaştırıyor ki, Profesör'e de iş gelsin. Hem millete aksiyon olsun hem de ona ek gelir olsun... Profesör durur mu, koşarak geliyor.

Araba kovalamaca-dövüş figürü çok yok yine (olanlar da dandik). Onun yerinde Profesör'ün bir şeyleri çözmeye çalışırken hafif tempo koşması var. Müzelerin gizli kapılarını iyi bilmesi ve sigaraya başlamaması sebebiyle dünyadaki bütün suikastçi-ajan-piskopatlarından kaçabiliyor. Forrest Gump'tan beri koşan (şekil 1.2) Tom Hanks'e de sabah koşusu yapar gibi ölmekten kurtulabilen hocama da büyük saygı duyuyoruz.


Şekil 1.2 Adama bir "Run Forrest run" dediler, önünü alamadılar sonra...
 


-20 yıl sonra arkamdan "Bi adam vardı ya, her filminde koşuyodu hani? Neydi onun adı?" diyecekler mk...

 

N'apabiliriz?

Aksiyonun da, çözülen şifrelerin de pek tadı yok. Önceki Melekler ve Şeytanlar daha iyiydi, ne bileyim, 'çeşitli işkenceler uygulanan kardinallerin ölümünü son anda önlemek istemek ama önleyememek aksiyonu'nu heyecanlı bulmuştum ben (İşkence sever aksiyon seyircisi, cehennem diyorsan da o cehennemi görmek ister)...

Aslında ilk sahnelerdeki flashback'ler, Profesör'ün gördüğü cehennem halüsinasyonları (TDK'dan tekzip: "-Halüsinasyon değil 'varsanı' o beyfendi") filan güzel ama, kitabı okumayıp da birazdan bütün ortama bir cehennem havasının hakim olacağını düşünenler hayal kırıklığına uğruyor. Filmin geri kalanını hiç çekmeyip bu sahneler, korku filmlerine 'cillop cehennem sahnesi' diye satılabilirdi.

Neyse, biz ille de filme gideceksek azıcık Dante öğrendiğimizle teselli bulabiliriz. En azından adamın nasıl bir cehennem tasviri yaptığını öğrendik, Beatrice'e olan aşkını öğrendik, popüler edebiyat dergisi okumuşçasına, ortamlarımızda Dante'li anekdot satabilir kıvama geldik...


Ortamlarda Dante konuşulduğunda ben...


İstanbul nerede İstanbul?

Profesör müze müze gezip heykel yorumlayıp  "Hee Dante'nin Cehennem işte yav" derken öykü İstanbul'a zıplıyor. İstanbul'a uğradığımızda İtalya-Budapeşte'de çekilen nizam duygusuna sahip sokakların, kültürlü duran binaların önemi daha iyi anlaşılıyor. Kamera, İstanbul'u gösterirken, otantik olsun diye, çerçevede sürekli tarihi cami-tarihi üniversite kapısı-boğaz yer alıyor. Sanki İstanbul ete kemiğe bürünmüş, poz veriyor gibi; "Boğazı da al haa", "Kanki şu cami silueti de görünsün"  der gibi...

Yalnız, özellikle Yerebatan Sarnıcı'nda çekilen sahneler çok etkileyici olmuş, bu kısımda mekânın etkisi yadsınamaz ('yadsınamaz' fiili Zaytung tarihinde ilk kez kullanılmış olabilir). Bunun yanında, tartışmalı İstanbul manzaraları da var: Sienna'nın gelince başını örtmesi, üniversite sınıfındaki tek kadının türbanlı olması, hacı sakallılar... Ama normaldir, sanki sokaklar laiklik fışkırıyormuş gibi davranmamak gerekir belki de... Dua edelim ki, Profesör, "Türkiye'ye mi gidiyoz, hasittir, Büyükelçilik hafta sonu bomba uyarısı yapmamış mıydı" demiyor. Garipseyip ilginçsemeden geliyor sağolsun. Aynen, iyi tarafından...


Mesela Türkiye insanını şu şekilde de gösterebilirlerdi... Yine iyiler...
 

Son olarak: Her dandirik Hollywood aksiyonu gibi filmin sonunda kahraman ve yanındaki kadın üstüne battaniye alarak sakince konuşabilsin diye kitabın sonu değiştirilmiş. Kitabı okuyanların çok memnun olamayacağını hatırlatmakta fayda var. 

Türkiye'de de var mı o aksiyon sonrası battaniye uygulaması ya?

Puan: 0123

 

Ansızın - Orhan Veli'nin 'Birdenbire' şiiri mi döver, bu mu döver? 

Daha önce çektiği Köprüdekiler ve Hayatboyu filmleriyle girdiği festivallerden ödüllerle dönen, alışveriş sırasında kapora olarak ödül bırakan Aslı Özge'nin yönettiği ilk Almanca filmmiş. Bir anda hayatlarının nasıl dağıldığına odaklanacakmışız, burjuva ikiyüzlülüklerine sıçtıklarımızın:


Film başlar başlamaz nasıl alt metinler saçılıyor ortaya?

Fragmanında bile görüntü yönetmenliği konuşturan film, Defne Joy Foster'ın hayatını kaybettiği olaydan esinlenilerek yazılmış. Alman kasabasında geçiyor. Kalabalık bir parti ortamında bir kadının ölümüyle açılan filmde, ölümün arka planına dair fikir sahibi olurken parti sahibi Karsten'in karakterindeki ani değişikliklikleri görüp şaşıracağız. Ama şaşırmaya da gerek yok; üst-orta sınıf yapaylığından, sıkışmış taşra insanından ve insan karakterindeki kalıcı pislikten bahsediyoruz.

Festival jürileri tarafından film değerlendirilirken yanına tik atılan maddeler bunlar hep... Azıcık festival görmüş insansak biliriz. Bakalım, bu filmde de yine iyi ve kötü birbirine karışacak mı? Festival filminin dar çerçevelerinde sıkışan Karsten, yakasını bağrını açarak ferahlayabilecek mi?..


-Autsch!.. Yer yokmuş gibi birbirimizin üstüne çıktık... Festival filminin dar çerçeveleri yüzünden hep bunlar...

Puan: Sıkışmazsak 70'i bulur...
 

Demir Yumruk (Hands of Stone) - Robert Demiro diye kelime oyunu yapsam, yine de oynar mısın benimle?

Son olarak Southpaw ve Creed filmlerinde rastladığımız boksör yetişme öyküsü... Yetiştiren, Robert De Niro... Efsanevi antrenör Ray Arcel rolünde; HBO'nun yayımlamadığı zamanlarda Sugar Ray’i yenen boksör Panamalı Roberto Duran’a taktik veriyor.  Boksörümüz Duran ise; fakir, eğitimsiz ama hırslı-yumruklu bir arkadaş olarak ne kadar doğru bir meslek tercihi yaptığını gösteriyor.

Film, çok ortalama dursa da Robert De Niro'yu yaşlı komiği edepsiz rollerinde görmektense bu ciddiyette görmenin kötünün iyisi sayılabileceğini düşünüyoruz (ben ve boks seven bi' arkadaş)...


Diğer:

Geriye kalıyor yerli komedi-korku gariplikleri: Kadir Çöpdemir ve Osman Sonantlı kadrosuyla dikkat çeken (ta ki fragmandaki mafyayı görene kadar) Yolsuzlar Çetesi, Kral FM sponsorluğunda çekilen şive komedisi (anladın sen) Seni Seven Ölsüncinleri içimizden biri gibi görmemizi amaçlayan (bana ise tedavülden kalkan Eti Cino'yu hatırlatan) filmlerden Berzah: Cin Alemi ve geç kalmış bir tatil komedisi olan (Antalya'da hâlâ giriliyormuş gerçi) Oğlan Bizim Kız Bizim...


SONUÇ - Neyi tartışıyoruz ya?

Sosyal medyadan görüyorum, Filmekimi'ne gidenler filmler üzerine neler neler tartışıyor, kendi aralarında ikiye bölünüp birbirlerine düşük yoğunluklu nasıl laflar sokuyor. Çok eğleniyorlar gibi geliyor bana... Vizyon filmlerinde ise, belki Ansızın üzerine sanatsal tartışma yapılabileceği, küçük çaplı kutuplaşmalar yaşanabileceği söylenebilir. Onun dışında Cehennem filmi için Batılıların Türkiye algısı üzerine politik goygoy çevirilebilir. "O üniversite kampüsünde oturan kızlı-erkekli tayfa, bi tık daha açık yapılamaz mıydı" derken zaman geçer...

Siz tartışadururken kaçayım ben. Haftaya görüşmek üzere...

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Haftaya Nejat İşler filmi tartışacağız. Başımıza bir iş gelmezse belki biraz yereceğiz)-


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(20.7.2020)

Çocuğu olmayan, bekar SGK çalışanının ''Çocuğunu FETÖ okuluna yolladığı'' gerekçesiyle ihraç edildiği ortaya çıktı...

"Olmayan çocuğunu FETÖ okuluna gönderen adam olan çocuğuna neler yaptırmaz. Tehlikeyi önceden sezen yetkililerimizi kutluyorum..."

Muzaffer Sağalcılar, Emekli


Diğer yorumlar ->

(12.5.2020)

Erdoğan, CHP'ye yüklendi: ''Meydanı bu faşist zihniyete bırakmayacağız...''

"Meydanda 2. bir faşist zihniyete daha yer olduğunu öğrenmek sürpriz oldu. Çok şükür hükümetimiz sayesinde ağzına kadar dolu sanıyordum orasını... Eveet hangi karakola teslim oluyorum?"

Yeşim Benece, İşsiz


Diğer yorumlar ->