Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
BLOG

İnceleme: Basiretsiz Bir Nefret Aracı Olarak ÖSYM ve Bir ÖSYM Sorusu Olarak Mabel Matiz..

-> Türkiye Futbol Federasyonu, Süper Lig üçüncüsünü kura yoluyla belirleyeceklerini açıkladı...
-> Türkiye İstatistik Kurumu, Haziran ayı işsizlik rakamlarını açıkladı: ''Ayasofya ibadete açılabilir...''
-> A Haber'in ''İstanbul'da su yok, 90'lara döndük'' haberini yaparken arka planda su ile çalışan çamaşır makinesi için yakalama kararı çıkarıldı...
-> Türk futbolunda yabancı sınırlaması getiren TFF, 2020-2021 Sezonuna ''Tarık Çamdal Sezonu'' ismini vermeyi kararlaştırdı...
-> İşsiz kalan Aktroll'lere istihdam sağlamak için AKP'nin yeni planı şekillendi: 1 Milyon Influencer...
FOTOHABER

Patlayıcı imhasında yakalanan %90'lık başarı oranı dünyaya örnek oldu...

Süleyman Soylu: ''Kimse Cumhurbaşkanımızın izni olmadan drone mrone da uçurmasın. Kendi belediyemizmiş değilmiş dinlemeyiz, bir dahakine kayyum atarız...''

SİNEMA

Yine Her Şeyi Birbirine Karıştırdınız Di mi? Dark Dizisinin İlk 2 Sezon Analizi, Hatırlatmaları ve 3. Sezon Teorileri

VİDEOHABER

Vakıfbank Uzman Yardımcısı alım sınavları başladı...

HALKIN SESİ

Erdoğan, CHP'ye yüklendi: ''Meydanı bu faşist zihniyete bırakmayacağız...''

"Meydanda 2. bir faşist zihniyete daha yer olduğunu öğrenmek sürpriz oldu. Çok şükür hükümetimiz sayesinde ağzına kadar dolu sanıyordum orasını... Eveet hangi karakola teslim oluyorum?"
KİTAP

''Kendini sev, evrene enerji şeyap'' Zırvalarından Sıkılanlar İçin, Bir İşe Yaraması Muhtemel Kişisel Gelişim Kitapları

DERGİ
ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Düzenli bir cinsel hayatınız yok diye üzülmeyin. İş başvurularınıza geri dönülmüyor diye dertlenmeyin. Lütfen büyük resmi görmeye çalışın. Şunun şurasında ne kadar ömrünüz kaldı ki zaten? Yapmayın böyle... devam...

İki Hafta Sonra Milyonlarca Kişiyle Birlikte Toplu Taşımaya Binip İşe Gidecek Olan Gökhan Asaklı(36), Endişeli: ''Liglerin 12 Haziran'da başlaması futbolcuları riske atar mı?''

İki aydır ücretsiz izinde olan Gökhan Asaklı(36), bayramdan sonra hız kazanacak olan normalleşme süreci kapsamında tekrar faaliyete geçecek işyerine dönmek için gün sayarken, bir grup genç, sağlıklı ve zengin sporcunun 12 Haziran'da işbaşı yapmasının erken bir adım olabileceğinden endişe ediyor. devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Hasankeyf'i Yeniden İnşa Eden TOKİ'den Rahatlatan Açıklama: ''En geç 10 seneye burası da tarihi eser görünümüne kavuşacaktır...''

Ilısu Baraj Gölü’nün suları altında kalacak olan tarihi Hasankeyf ilçesi 3 kilometre ötede yeniden inşa edilirken, yeni Hasankeyf'in betonarme görüntüsü eleştirilere neden oldu. O eleştirilere yanıtsa, bugün binaları inşa eden TOKİ'den geldi. devamı...

Antalya Belediyesi, Şehre Gelen 20 Kişilik Ukraynalı Turist Kafilesinin Cebindeki Toplam 12.500 USD'nin Esnaf Arasında Eşit Olarak Bölüştürüleceğini Açıkladı...

Koronavirüs nedeniyle belki de tarihinin en kötü turizm sezonunu yaşayan Antalya, hafta sonu gelen ilk yabancı turist kafilesiyle moral bulurken, 20 kişilik Ukraynalı ekibin cebindeki parayı kimlerin alacağı konusundaki tartışmalar ise kentte gerilime neden oldu...devamı...

İçişleri Bakanlığı, Kamusal Alanlardaki Başıboş Çocuk Terörüyle Etkin Mücadele İçin Düğmeye Bastı

Blog

Kendi OT Derginizi Kendiniz Yapın: Evdeki Malzemelerle Kolay ve Pratik Popüler Edebiyat Dergisi Hazırlama Rehberi...

Twitter'da, Instagram'da yuvarlak içine alınmış aforizmalarınız dolaşıma girsin, yenilgiye, tutunamamış olmaya, biraya, çaya, çocukluk travmalarına, eski Yeşilçam filmlerine, Ankara pavyonlarına ve 30 küsür sene öncesinin gazoz kapaklarına duyduğunuz o derin tutku size üç beş kuruş da olsa nakit para ve bir ihtimal daha aktif bir seks hayatı olarak geri dönsün istiyorsanız bize kulak verin... 

Her gün bir yenisi açılan "Kahve Vidividisi" mekanları gibi, her ay bir yenisi çıkan OT ve türevi popüler edebiyat dergileri kervanına katılasınız, aman siz de eksik kalmayasınız diye üşenmedik bir rehber hazırladık. Üstelik hiçbir ekstra masrafa girmeden, sadece evinizdeki malzemeleri kullanarak! Şimdilik A4'leri katlayarak fanzin gibi yapıverin, elinize para geçince matbaada da bastırırsınız. Hazırsanız başlıyoruz. Hadi bismiii....
 


Kapak tamam gibi...
 

1. Her bütçeye uygun, ucuz, hesaplı aforizmalar yaratın...

Öncelikle yuvarlak içi aforizma yapmayı öğrenelim. Yazı ardından gelir. Zaten yazının kendisi değil bunlar paylaşılıyor. Bütün dergiyi yuvarlak içinde aforizma (Şekil 1.1) şeklinde çıkarıp deneysel de davranabilirsiniz; böylece diğer dergilerin uzun yazı okumak zorunda kalan okuyucularını çalabilirsiniz. İleride bunları derleyip kitap da çıkarabilir, "Yuvarlak İçi Sayıklamalar" gibi bir isimle D&R'ın "Çok Satanlar" rafına girebilirsiniz... 


Şekil 1.1 Bayat bisküvilerinizi atmayın, birazdan onlarla harika bir aforizma yapacağız

Temel olarak hepsi ''İyi bi insanım aslında ama kendimi bok gibi hissediyorum, aşk hayatım da bok gibi'' manasına gelmesi gereken aforizmalarınız, ucuz malzemelerden yemek tarifi veren Oktay Usta, evdeki atsan atılmaz satsan satılmaz ıvır zıvırdan abajur falan yapmayı öğreten Derya Baykal tarzında olmalı. Yukarıdaki örnekte görüldüğü üzere, salon ya da mutfaktaki malzemelerden hiç yorulmadan kendinize aforizma yapabileceğiniz gibi, birazcık gayretle balkondaki naif ve kokulu fesleğen ya da evin önündeki melankolik ve bir o kadar yalnız sokak lambası gibi daha dışsal nesnelerden de faydalanabilirsiniz. Formülü tekrar özetleyecek olursak: 1. Kendimize acıyor, insanlığa üzülüyoruz. Genel olarak üzgünüz 2. Bu üzüntüyü ve en yakınımızdaki nesneyi kullanarak anlamlı gibi görünen bir cümle kuruyoruz.

Zamanı geldiğinde, içine aforizma doldurulmuş bu 'yuvarlak'ları magnet yapıp dergimizle birlikte hediye olarak vereceğiz ve buzdolabının kapağında hak ettiğimiz yeri (dürümcü magnetinin hemen yanı) alacağız inşallah...


Peki bizim dürüm hazır mı usta?
 

Şimdi dilerseniz, birkaç ufak, ev yapımı, yuvarlak içi aforizma örneğiyle bu konuyu iyice pekiştirelim: 

  • 'Masumiyetimi gördün mü?' dedim, 'nerede çıkardıysan ordadır' dedi annem...
     
  • Eski bir mouse'un topunu temizler gibi temizliyorum geçmişimizi. Artık kimsenin kullanmayacağını bile bile...
     
  • Biraz beklemiş bir domates gibi hissediyorum kalbimi. Salataya katılmaz hani, ama menemeni yapılır belki...
     
  • BİM'den alınmış süzme peynire dönmüştü aşkımız... Yoğurt kıvamında, tuzluydu sevişmelerimiz...
     
  • Öğrenci evindeki bulaşıklar içinde bulunan bir çift çoraptı düşlerimiz... Kimsenin sahip çıkmadığı...
     
  • Bazen, 56 ekran siyah beyaz bir televizyon kadar yorgun hissediyorum kendimi. Allah'ını seven üzerime dantel atsın...
     

2. Tanınmış kafaları ve çekici isimleriyle: Ünlü kullanımı

Mutlaka popülerliği yüksek olan ama çok ayağa da düşmemiş birilerine yazdırın. Olmadı, ismini ya da kafasını kapağa koyacak kadar röportajını yapın. İsimlerini kapağa-sosyal medya paylaşımlarına döşediğinizde dergi alışverişine çıkmış okuyucu kitlesini tezgahınıza çekmiş olacaksınız. Ünlülere şiir, öykü, anı... her şey yazdırılabilir. Onlar bizim gibi ünsüz olmadıkları için ellerinden hepsi gelir. Yazmayı sevmeyenlere de bir mekan çıkışında 3-5 soru sorup bir sütun köşe hazırlayabilirsiniz.


'İçkiliydi Bilmemne' köşesi için konuştuğumuz Ozan Güven, sorularımızı yanıtladı
 

Bu noktada, Leyla ile Mecnun, Behzat Ç ve İşler Güçler tayfalarının her zaman gideri vardır. Bireysel olarak not etmeniz gereken 2 önemli isim ise Emrah Serbes ve Yıldız Tilbe. Bunlardan artık hangisini denk getirebiliyorsanız bir şeyler kapmaya bakın. Sonra Nejat İşler'in iki kelam anısını, Ercan Kesal'ın sinema, sanat, sağlık sektörü, gündem ve genel olarak hayat konusundaki ironik düşüncelerini eklerseniz bedava top dağıtımına üşüşen çocuklar gibi kapışılacaktır derginiz...


Ercan abiyi arka kapak yapıp bir film repliğini de o güzel kafasının üstüne yazabilirsiniz...
 

Şimdi yazı içeriklerine geçelim. Birkaç madde sonra örnek bir paragrafımız olacak:

3. Mağlubiyet coşkusu

Şunu unutmayın; Bir popüler edebiyat dergisinin kıvamını veren en temel malzeme, yenilgiye düzdüğü övgülerdir. Ağdalı, kimi zaman nostaljik ama her halukarda melankolik yazılarınızla okuyucunuzun ruh hâlini öyle karıştırın ki kaybeden olmaktan coşku duyar, hayatta başardıkları birşeyler varsa ondan da utanır hale gelsinler. Bu duyguya girmek için önce ortamınızı yaratın:

  1. Nick Cave, Ferdi Tayfur, Leonard Cohen ve Neşet Ertaş'tan oluşan bir playlist hazırlayın. Duman da olur...
     
  2. Google'da "Yenildik ama ezilmedik" araması yapıp eski gazetelerin manşetlerine bakarak yenilip ezilmemek üzerine kafa yorun.
     
  3. Örnek bir yazı inceleyin. Hatırlıyorum, Beşiktaş'ın 8-0 yenik ayrıldığı Liverpool maçından sonra  sokaklarda 'Seviyoruz işte' diye bağırdığını anlatıp 'bütün sevenler acıtır' diye bağlamıştı bir abi. Bulun onu. Şüphesiz ki o yazıda hepiniz için enfes dersler vardır.
     
  4. Bunlar yeterli gelmediyse bir de Kaybedenler Kulübü'nü, durdurup not ala ala izleyin...

    Yeterince kıvama geldiğinize inanıyorsanız geçin klavyenin başına, politik yenilmişlik veya aşkta kaybetmek üzerine karalamaya başlayın. Becerebiliyorsanız içine bir tutam da mahalle maçında yenilme hikayesi ekleyin. Sonra hepsini birbirine bağlayın...


İyi gidiyorsunuz ama biraz daha çalışmanız lazım...
 

4. Çocukluğunuza inin

Bol bol çocukluk günlerinizden bahsederek, 'Samimi mahalle maçı', 'Bisiklet ve komşunun kızı', 'Babamız bizi sevmedi!', 'Teyzelerin yazlığındaki küçüklük aşkı' vurgusu yapın. Saklambaçtan* ve yakar toptan modernizm eleştirisi döşeyin, onları özletin bize. Çocukluğunuzdaki herhangi bir anın önemini abarttıkça abartın: Mesela o mahalle maçında topunuz direkten dönmeseydi şimdi ne biçim mutlu olurdunuz ya da o emekli amca topunuzu kesmeseydi de böyle isyankâr olmasaydınız siz de...


*10 yıl sonra dergiye yazmalık melankolik bir anıya dönüşecek flu bebeler...


5. Tersten kamu spotu olun: Çay, sigara, bira ve Camus... 

Tarzımız 'alkol ruhsatına sahip yeraltında bir çay bahçesi' gibi olmalı. Yani hem âsi hem de samimi olabilmeliyiz. Biri açık söylenen iki çay, aşkınızı; sürekli tazelenen demli çaylar sıcak dostluk bağlarını simgelemeli. Aynı şekilde, sabah kalkınca yarım paket sigarayı üst üste yakmanız, evdeki boş bira şişelerini çarpa-dağıta yürümeniz mahallenin âsi çocuğu kimliğinizi pekiştirecektir. Hele bira yanında Nietzsche'yi, Camus'yu çerez eylerseniz, en dandik anınızla bile yeraltı edebiyatı çevresinde racon kesebilirsiniz...
 

6. İlköğretim - lise müfredatından hayat dersleri verin


'Melankolik Coğrafya' Servisi...

Hedef kitle olarak seçtiğiniz okurlara uygun bir şekilde, ilköğretim-lise müfredatına gönderme yapan hayat dersleri vermeniz faideli ve işlevsel olacaktır. Hayat Bilgisi dersi ile yaşam deneyimlerinizi örtüştürebilir, karasal iklim ve bozkır bitki örtüsünden Ankara melankolisine varabilir, OBEB-OKEK alarak dünyadaki yerinizi bağdaştırabilirsiniz. 

  • Şimdi de son dört maddeye göre örnek bir paragraf oluşturmayı deneyelim:
     
İşte yine uyanmıştım. Gün doğmuştu ama abartmaya gerek yoktu, altı üstü 24 saat kendi etrafımızda dönüp durmuştuk işte. Dün gece son cümlelerini bitremeden sızdığım Camus'a kaldığı yerden devam etti zihnim: Kendimi mi öldürseydim, yoksa bir fincan kahve mi içseydim? Sabahın bu saatinde kıyamadım kendime. Kahve bayat, çay sallamaydı. Kettle'da su ısınırken hangisiyle kendimi zehirleyeceğime karar verecektim. Sonra birden aklıma geldi: Annem sabahları ne güzel çay yapardı. Kardeşimle fiskos masadan kaleler, çoraptan toplar yaparak futbol oynadığımız bir pazar sabahıysa hele. Yenilgilerin bile sevgiye bulandığı çocukluk düşlerimden kettle'ın sesiyle ayıldım. 100 derecede kaynayan su gibi içim kaynadı. Kettle göz bebeklerimde atmış gibi ağlayarak kendimi dışarı attım. Dünden kalma bira şişelerini bakkala götürdüm. 'Abi' dedim al bunları, bunlar benim yalnızlıklarım abi dedim. Sahi, kaç lira yapıyor bu yalnızlığın depozitoları?
 


Şişeleri depozito için bakkala verdik çünkü...


7. Sorgulatmalı 'Sahi siz...' bitirişleri

'Dünya boktan' diye başlayıp koy dötüne rahvan virajına girdiniz. 'Lan aslında...' şeklinde hafif umutlu bir sonla da bağladınız. Şimdi sıra son cümlede. Yaratıcı bir son bulamadıysanız, klasik bir son cümle yardımınıza koşacaktır. Bu büyülü son ise, yukarıdaki örnek paragrafta da yer verdiğimiz 'Sahi nokta nokta nokta' ya da 'Sahi siz hiç nokta nokta nokta' bitirici vuruşudur... Bu cümle okurumuzun suratına şamar gibi inecek, o dergiyi hemen bırakıp bütün geçmişini, insanlığını sorgulamaya başlayacaktır:

Örnekler: Sahi siz hiç feleğin çemberiyle ritmik cimnastik yaptınız mı? Sahi sizin orada döte neden döt derler?... Sahi Kuşlar, hem Hitchcock filmi hem de Yaşar şarkısıydı di mi?.. (Çoğaltılabilir)
 

 

8. 'Biraz ondan biraz bundan' felsefesi

Derginizin felsefesini soran olursa 'Her şeyden biraz' deyin. Arabesk ile pop müziğe yan yana köşeler vererek kültür harmanı, harmonisi oluşturun. Tarkovski ve Düğün Dernek pipilisini, eşitlikten bahseden bir yazı ile bir banka reklamını art arda sayfalara koyarak hepten çıldırın. Saykodelik olun biraz. Ciddi toplumsal şeyler okurken sayfaların arasından Ülker Çikolatalı Gofret ayracı çıksın, savaş yazısının üç sayfa ötesine yemek tarifi verilsin... Kim ne diyecek, o kadar karışınca kimse bi' bok anlamıyor zaten... Bu senin stilin... 


9. Sosyal medyada "takip edeni takip ederim" ekolü


'En cici aksesuarımdır popüler edebiyat dergim'
 

Gelelim işin en hayati kısmına. Öncelikle Twitter'da bir profil resmine sahip herkesi takip ederek takipçilerinize kendilerinin özel olduğunu hissettirin. Sonra da mention'lanan paylaşımları iyi kötü demeden retweet'leyin. Ayın 20'si olsa da, derginin, yan derginin ve çıkartmaların bâyilerde olduğunu hatırlatın; gerekirse tüm takipçilere DM'den yürüyün... Kedi, kahve-çay, fosforlu kalem, bonibon, hafif bir kitap, boğaz-kız kulesi ile süslenmiş paylaşımlar karşılıklı Twitter-Instagram 'like'larınızı artırsın. Karşılıklı tatmin bu ilişkide önemli...


Özgün bir paylaşım: 'Biz büyüdük ve kirlendi dünya' dizesiyle paylaş ve gelsin like'lar...


10. Sonuç yerine...

Şu ana kadar olan kısımları eksiksiz yerine getirdiyseniz geriye bir tek gerekli sermayeyi ve Emrah Serbes ile Nejat İşler'in numaralarını bulmak kalıyor. çArşılı tanıdıklardan Emrah Serbes'e, Gümüşlükspor tesislerinden Nejat İşler'e bağlanabiliriz galiba. Yıldız Tilbe'ye de mention yapalım Twitter'dan, o kesin döner... Ooo, bomba bir söyleşiyle başlarız... Haydi kapağımıza kuvvet, yuvarlak içimize bereket...

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Blog İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(12.5.2020)

Erdoğan, CHP'ye yüklendi: ''Meydanı bu faşist zihniyete bırakmayacağız...''

"Meydanda 2. bir faşist zihniyete daha yer olduğunu öğrenmek sürpriz oldu. Çok şükür hükümetimiz sayesinde ağzına kadar dolu sanıyordum orasını... Eveet hangi karakola teslim oluyorum?"

Yeşim Benece, İşsiz


Diğer yorumlar ->

(17.4.2020)

İçişleri Bakanlığı, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu hakkında ''halka yardım için bağış topladıkları'' gerekçesiyle soruşturma başlattı...

"Ben direkt terör soruşturması bekliyordum ama bu sefer eli düşük açmışlar. Bir rehavet mi var acaba hükümetimizde?"

Soner Turkancı, Öğretmen


Diğer yorumlar ->