Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
VİDEOHABER

TRT Çocuk'tan Açıklama: ''Kaz dağları ile ilgisi yok. Genel olarak bilmiş bilmiş konuşan çocuklara sinir oluyoruz...''

Advertisement
-> Yerel seçimde yediği tokadı yeterli görmeyen AK Parti, ''bankamatik memuru trollerimi ve besleme basınımı ne kadar çok bağırtırsam o kadar haklı olurum'' çizgisine inancını koruyor...
-> Gazişehir galibiyetiyle ligde son 33 haftaya ezeli rakiplerinin 3 puan önünde giren Fenerbahçe'de şampiyonluk sesleri...
-> Gelen bir ihbarı değerlendiren İstanbul Emniyeti, Ülker Stadyumu’na yaptığı şok baskınla, çalınmaya hazır 36 adet penaltı ele geçirdi...
-> Sezonun ilk maçında bütün penaltı istihkakını kullanan FB, 2. maçta da ofsaytları harcama planları peşinde...
-> Ezeli rakiplerinin en az iki farkla yenildiği açılış haftasında Fenerbahçe'nin parolası tek farklı mağlubiyet olarak belirlendi...
FOTOHABER

Maç izlerken koltuktaki oturuşunu her değiştirdiğinde penaltı çalındığını fark eden Fenerbahçe taraftarı, pozisyon üretmeye başladı...

İstanbul Valiliği: ''Talimatı Türkçe yazdık, o yüzden anlamadılar herhalde...''

SPOR

İstanbul’da Oynanacak Chelsea-Liverpool Maçı Öncesi Taşkınlık Yapan İngilizleri Dövecek Küçük Esnaf Takımı, Hazırlıklarını Tamamlayıp Maç Saatini Beklemeye Başladı..

14 Ağustos’ta İstanbul Vodafone Park’ta oynanacak Chelsea-Liverpool Süper Kupa Finali için İstanbul’a gelmesi beklenen İngiliz holiganları döve döve adam edecek esnaflarımızda moraller yerinde. Tamamı darp suçundan tutuklanıp nöbetçi hakim tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış esnaflardan oluşan takımımızda eksik veya cezalı esnaf bulunmuyor. devamı...
BLOG

Sıkça Sorulan Sorular'da Bugün: Burcunuza Göre Doğru Pokemonu Seçme Rehberi...

DERGİ
ANKET

N'olmuş n'olmuş?

HALKIN SESİ

İstanbul seçiminde 92 oy alan bağımsız aday, seçimin tekrarlanmasını istedi: ''Oylarım başkasına yazılmış...''

"Ben bunu çok net döverim..."
ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Sevgilinizin rahat ve umursamaz tavırları illa ki sizi aldattığı anlamına gelmiyor. Ancak bayram tatilini memleketinde ailesiyle geçireceğini söyleyip Kaş'a gitmesi o anlama geliyor olabilir. O işi bi araştırın siz... devam...

Yarım Kamyon Süper Kahraman 22. Marvel Filminde: Avengers Endgame

Instagram Resim Altlarınız İçin: Bir Takım Yeni Nesil Şairler ve Oldukça Acaip Kitapları...

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Zengin Arap Turistlerin Hem Tatil Hem Bal Yapabilecekleri ''Giant Bee Resort Bodrum'' Projesi’nde Sona Gelindi..

Geçtiğimiz yıl Bodrum’da çıkan orman yangınında yok olan 154 dönümlük ormanlık alan üzerinde yer alan otel, gündüzleri tatil, geceleri de bal yapmak isteyen turistleri fazlasıyla mutlu edeceğe benziyor. Projenin fikir babası ve aynı zamanda otelin sahibi İbrahim Yancı, projesini ve projenin ortaya çıkış öyküsünü anlattı. devamı...

Bodrum Kaymakamlığı, Bayram Tatili Bitmesine Rağmen İlçenin Çeşitli Yerlerinde Gizlenmeye Devam Eden 20 Bin İstanbullu'yu Sınır Dışı Etti...

Bayram tatilinin neredeyse sonuna gelinmesine rağmen hala Bodrum'u terk etmeyen İstanbullular'a yönelik operasyonda ayrıca 2500 civarında Ankaralı da kıskıvrak yakalanırken, tatilciler bulunan ilk otobüse bindirilerek memleketlerine sınır dışı edildi.devamı...

Türkiye, Gece Kılınacak İlk Cenaze Namazının Heyecanını Yaşıyor

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: The Hateful Eight (Batı vahşiyse, Tarantino daha da vahşi!)

Merhaba Zaytung Sinema'nın değerli takipçileri. Bu hafta hepiniz bizim gözümüzde birer Akademi üyesi, birer Oscar otoritesisiniz. Neden? Çünkü seçkimizde kovboylu-Rocky'li-Brad Pitt'li-Jennifer'lı tam dört adet müstakbel Oscar adayı film bulunuyor. Böylece siz de "Öyle yardımcı erkek oyunculuğu babam da yapar" yorumlarında bulunabilir, filmin müzikleri değerlendirirken O Ses Türkiye'cilik oynayabilirsiniz. Sizin neyiniz eksik allasen?
 

The Hateful Eight - Vur kır parçala, bu Oscar'ı kazan!

'Fuck'sız iki kelime edemeyen hiperaktif-lafazan karakterleri, kansız ve danssız geçmeyen kriminal olayları, epizot epizot bölerek izleyeni tarumar ettiği filmleriyle seviyoruz Quentin Tarantino'yu... Adamımız, uzun zamandır yolları gözlenen, 70 mm çektiği filmini; dört ata koştuğu arabasıyla, kar kış demeden buralara kadar getirdi. Öylece, Westernli at koşturma ve gerilimli cinayet çözme arası bir türdeki filmini izleyerek 2 buçuk saat boyunca patlayan kafalardan, delinen tassaklardan haz alma olanağı doğdu bize de...

Fragmanı şöyle bırakıp yolumuza devam edelim: 


Bu piskopat yine hangi döneme götürüyor bizi?

Son filmi Django'dan 10-15 sene ileriye, Amerikan İç Savaş döneminin hemen sonrasına. Bir Western filminde, onlar olmadan sofraya oturulmayacak kelle avcılarıyla başlıyor yolculuğumuz. Yavuz Turgul'un film kankası Şener Şen gibi düşünebileceğimiz, Tarantino vazgeçilmezi Samuel L Jackson da bir kelle avcısı. Kendisinden "Binbaşı" diye bahsediyor (-Binbaşısın tabii abi)... Sonra başka bir kelle avcısı ile karşılaşıyor, o herif de uslu uslu oturması şartıyla bunu dört at koşulu arabasına alıyor. Yanlarında garip bir kadın var. Şiddetini artıran tipi nedeniyle bir mola yerinde buluyorlar kendilerini.

Bu mekana Minnie'nin Tuhafiyesi diyorlar. Kafe-esnaf lokantası-öğrenci kafesi-bar arası bir yer. Ufo yanında bir yer kapıp kahve-çorba içmek temel amaçları...


- Usta bizim serpme kahvaltıya çay gelmedi hala!
 

Gerilim unsuru?

Ellerindeki kadın, oldukça önemli. Neden mi önemli? Olmaz, spoiler! Bu alkol ruhsatına sahip tuhafiyede 4-5 ne idüğü belirsiz meymenetsiz daha var. Ortalama 8 kişiyi tamamlayıp Hateful Eight'i oluşturuyorlar. Türkçe çevirisi olarak "Nalet Sekizli", "Pis Yedili ve Kupa Papazı", "Sekiz Büyükler" gibi şeyler önerebileceğimiz olayımızın çatışma kısmı da burada başlıyor. Rezervuar Köpekleri'nin sert ve aptal adamları ile Django'nun siyah intikamı birbirine karışıyor. Tek mekanda birbirlerini yiyorlar, hatefulluklarına doyamayasıcalar...


-Abi o kadar filmimde oynadın, hala n'apcam diyosun? Konuşmayı, küfürü bol tut, baktın olmuyor çek tetiği gitsin...
 

Birtakım yorumlar?

Karakterler tanıdık: Adamlar yemek yerken ağız dolu gevezelik edip tabancayı soğutmadan kurşun harcama peşindeler. Filmin müzikleri muhteşem: Tarantino'nun pek sevdiği ve 87 yaşında hala Western müzik besteleyebilen kulaklarından öpülesi amca Ennio Morricone yapmış. Tempo iyi: Epizotları bazen tam bağlanmıyor ama izlenirliğinden gram bi' şey kaybetmiyor. Oyunculuk da: Gelenin vurduğu-gidenin vurduğu garip kadını canlandıran Jennifer Jason Leigh, ismini bir köşeye not ettiriyor.


-Bi' Kill Bill kılıcımız yok ki gözlerini oyayım, çüklerini kesip ellerine vereyim...
 

Uyarı: "Kovboylu filmdir" diye tüm aile toplanıp pazar keyfi yapma amacıyla filme gideyim demeyin. Tarantino'm size gelmez abim...

Puan: Adam başı 8 kurşun...


Aileler için elimizde şöyle bi altılı var...


Creed: Efsanenin Doğuşu (Creed) - 3 ayda Rocky yetiştirilir...

Kendisini Amerikan toplumuna, boks dünyasına ve biricik aşkı Adrian Pennino'ya ispat etmeye çalışan Rocky'nin 6 filmde bittiğini sanıyorsan çok yanılıyorsun dostum! Daha Rocky'nin büyük dostu ve rakibi Apollo Creed'in evlilik dışı oğlu Adonis var. O da kendisini ispatlamasın mı? Kendisi yetimhaneden çıkarıp amca dediği Rocky'yi bularak boks kariyerine atılmasın mı? Evet, sahip olduğu takım elbiseli işine rağmen her şeyi elinin tersiyle itecek ve boks eldivenlerini giyecek o da... O sırada bir fragman gelecek buraya:


Ünlü gören masum hayran...
 

Rocky Amca ne alemde?

Rocky, altıncı filmden de hatırlayacağımız gibi, bokstan elini, ayağını ve beyin hücrelerinden geriye kalanı çekmiş bir biçimde restoran işletiyor. Emeklilik maaşına yapılacak seyyanen zammı bekliyor, oğlunun hayırsızlığından yakınıyor falan... Tek başına ordu deviren, Soğuk Savaş kazandıran Stallone'yi şaşkın ve babacan tavırlarla görüyoruz. Yeğen Adonis ise tam boksa yeni başlayan genç kişiliğinde: Hayata, ailesine tavırlı; manitasının yanında kavga çıkaran bir serseri, ustasına bile karşı gelen bir asabi..


-Acı yok Creed, acı yok...
-Kulağın duymaz, gözün görmez... Hala acı yok acı yok!!

 

Bildiğimiz Rocky gibi mi?

Bir boks filminin, spor filminin hakkını veriyor işte. 29 yaşındaki genç yönetmenimiz Ryan Coogler, güzel numaralar sergilemiş. Tek plan maç sahneleri, Phidelphia'nın rapçi ve motorcu dolu arka sokakları, seri kurguyla verilmiş antrenman sahneleri, öfke kontrol sorunlu rakibin kaşının açılması haz veriyor, gaza getiriyor. Sylvester Stallone da ''ben daha ölmedim'' sempatik-yaşlılığı'yla gönlümüzü kazanıyor bir kez daha...


- Rus demeden zenci demeden nakavt etmiş adamım lan ben, sensin sempatik!
 

Son sözlerinizi alalım?

İyi oynadık, özellikle başrol oyuncumuz Michael B. Jordan çok iyi oynadı. Önümüzdeki filmlere bakacağız. Umarım o filmler de bunun gibi güzel olur. 

Puan: İki puan farkla Rocky I'in altında...


-Apollo'nun oğluyum ben... Rocky'nin yeğeni sayılırım... Geçen de kemer aldıydım... Kocaman böyle...


Büyük Açık: The Big Short - Brad Pitt'li kriz filmi

Film bir yıldızlar geçidi. Ryan Gosling, Steve Carrel, Christian Dale, Brad Pitt yıldızları tüm oyunculuklarıyla önümüzden geçip bize göz kırpıyor. ABD'deki Mortgage kredilerinin ödenememesi üzerine  bankacılık dalaveleriyle yaratılan balonun sönmesiyle başlayan 2008 krizi anlatılıyor (Bi' şeyler öğrendik). Tabii terimler öyle senin benim üzerine bira sohbeti yapabileceğimiz şeyler değil. Bir ekonomi profesörüne sorsan, o bile "Ya işte FED'in faizi düşürmesi lazım sanki"ye bağlayacaktır muhtemelen.

Film de bu nedenle, doğrudan bu dalaverelerin içinde olan dört karakter üzerinden alıştıra alıştıra, Bilal uşağa öğretircesine anlatıyor. "Neşeli 2008 Krizi" formatında, rap, rock şarkılar eşliğinde dans ederek kriz öğreniyoruz... 


-Müzik eşliğinde çalışınca kafam biraz alır gibi oldu...


Filmin en temel mesajı: Sezen Aksu ablamızın da felsefe-pop şarkısında söylediği gibi: "Masum değiliz, hiçbirimiz." 8 milyon kişinin işsiz, 6 milyon kişinin evsiz kaldığı bir ortamda bu elemanlar da ceplerini dolduruyor, bakma sen. Bi' Steve Carrel biraz vicdanlı gibi. 


Kollarını çiçek yapan bir Steve Carrel'dan kimseye zarar gelmez...
 

Puan: Finansçılar üzerine köpük sıkmazsa, şimdilik 80


-Türkiye'yi ise teğet geçmiş. Öyle diyolar, ben de anlamadım...


Joy - Başarı merdivenlerini Vileda'lamak...

Jennifer Lawrence'ın başrolde olduğu ve Oscar adaylığına kesin gözüyle bakıldığı bir film bu. İsmi Joy olan bu genç kadın, garip-gurup bir ailede yetişmiştir. Genç yaşında iki çocuğuna tek başına bakmak zorundadır ve uçmayan hosteslik işinde çalışmaktadır. Açlık Oyunları'ndaki gibi 'seçilmiş kişi'lik önüne gelmeyecektir, oklarını kullanmadan girişimciliğini konuşturması gerekecektir. Kendisi çok zeki bir kızdır, kendi halinde bir mucittir. Zamanında köpek tasması icat etmiştir ama tutmamıştır. Şimdiki icadı ise vileda olacaktır.


-Ne icat ediyorsun diyolar, köpek tasması ve vileda diyorum, arkamdan gülüyorlar bana...
 

Paspas deyip de geçmemek lazım. Sonuçta fermuar bile harika bir buluş düşününce. Ortadan geçen zımbırtının şap diye iki yakamızı bir araya getirmesi sizi de heyecanlandırmıyor mu mesela? Tamam... Joy'un paspası süper emici özelliğe sahip. Böyle upuzun püskülleri var. Üstelik başlığı çıkarılıp çamaşır makinesinde yıkanabilir. Joy televizyona çıkıp böyle anlatınca, alıyor da millet... Azıcık eleştirel başarı öykümüz de sürüp gidiyor böyle..

Biri el verse şu Feridun Bitir de köşeyi dönerdi aslında ama işte yanlış zaman, yanlış ülke...
 

Puan: Alıyorum...


Amman Hocam 1 (Les Profs) - Le Hababam 

Türkçe çevirisinden anladığım kadarıyla, bu film bu haftaki yerli komedi boşluğunu dolduruyor. Film, memleketin her yerinde Türkçe dublajıyla gösteriliyor. Fransızlığına bakmadan, açıkça söylemek lazım: Kötülüğü fragmanından belli! Fransa'nın yaramaz öğrencilerinin olduğu okulda, oranın Hababam Sınıfı'nda (Le Hababam) geçiyor olay. Aklıevveller "Dinsizin hakkından imansız gelir" (dublajlı olunca, böyle anlaşılabilir) diyerek ülkenin en kötü hocalarını da dolduruyorlar buraya. Macera başlıyor. 

Puan: Hocasına 5, öğrencisine 5


Sevimli Tilki (Agent F.O.X.) - 'Büyüyünce Tarantino'ya gidersin'

Tilki var, sevimli.

Puan: Çok sevimli.


SONUÇ - And the Oscar goes to....

Oscar, beraberinde bereketini de getiriyor ve üç film öne çıkıyor bu hafta. Uzunluğuna ve filmde oynayanların bile arada durup mola verme isteğine karşın The Hateful Eight soluksuz izlenmelidir. Aynı şekilde Creed de, efsaneyi güzel doğurmuş; yeni nesil çok güzel bir Rocky filmi. Eğlenirken ekonomini geliştirmek ve bankacılığa lanet okumak için Büyük Açık da ideal, en azından işletme finallerine çalışırken aç, yanda çalsın... 


Hoca test yapacakmış zaten...
 

Son not: Joy dahil olmak üzere filmlerin hepsini  hdtekpartaltyazilifilmizlemecehennemi.com tarzı online izleme sitelerinden bulunabileceğini söylemek boynumun borcudur. Oscar ödülleri için Akademi'ye gönderilen kopyalardan sızmış, gani gönüllü bir akademi üyesinin işi galiba. Cebinde parası, şehrinde güzel film gösterecek sineması olmayanlar utanıp sıkılmadan izlesin. Unutulmaya yüz tutmuş korsancı abilerimizin anısına...

@duraladam

-BİTTİ (Kızlar! Haftaya Burak Özçivit ve Murat Boz var)

(murat dural bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(25.6.2019)

İstanbul seçiminde 92 oy alan bağımsız aday, seçimin tekrarlanmasını istedi: ''Oylarım başkasına yazılmış...''

"Ben bunu çok net döverim..."

Sadi Güven, Kamu Görevlisi


Diğer yorumlar ->

(12.5.2019)

Kastamonu'da AKP döneminden 100 Bin TL'lik pastırma borcu devralan MHP yönetimi isyan etti: ''Nerede yediniz o pastırmaları?''

"İnşallah hepsini belediye binasında yememişlerdir. Yoksa 1 senede çıkmaz onun kokusu..."

Yelda Şuralı, Psikolog


Diğer yorumlar ->